Bu Blogda Ara
19 Kasım 2012 Pazartesi
Bir "İyi Reklam" / Bir "İyi İnovasyon"
18 Temmuz 2010 Pazar
Çikolata ASPAVA***
Yakın bir arkadaşınız geleceğin sizin adınıza çok güzel olacağını söyler,Sabah işe geldiğinizde bugün çok enerji dolu olduğunuzu söylemiştir iş arkadaşınız,
Yöneticiniz, yaptığınız işten dolayı tebrik eder sizi,Akşam iş çıkışı kız arkadaşınızla buluştuğunuz da ise beklenmedik kavga bir anda başlayabilmiştir.
Gün içerisinde aşk, iş hayatımız - sağlık durumumuz ruh halimizi çok farklı yönlere sürükleyebilir. Bazen olan birşey, bazense temenniler ruh halimizi (dilimize de girmeye başlayan ingilizce haliyle "mood"umuzu yani modumuzu) değiştirmede etkili olur.
Yediğimiz yemek bile ruh halimizi değitirebilir. Özellikle bir çikolata. Hele ki neşe, eğlence dönemi olan yaz aylarında...
Pazarlama stratejileri ve yaratıcı (dolayısıyla farklı) yeni ürünleriyle her zaman beğenimi kazanan Şölen, bu sefer de Biscolata MOOD'u sundu bizlere.
Atıştırmalık küçük çikolata dolgu bisküviler, o anki mood'unuzuda değiştirmeye aday. "Aşk, Sağlık, Şans, Para, İş, Dostluk, Başarı, Neşe ve Mutluluk" hangisi o gün daha çok yanınızda tadarak öğrenin artık.!!!
Şölen'in nazik ikramını ofis arkadaşlarımla paylaşırken oldukça eğlenceli anlar yaşadık açıkcası. Ama kuşkusuz bu eğlence de adaptasyon gerçeği ile etkisini gün geçtikce azaltacak. Ürünü canlı tutacak olan ise lezzeti. Bir attığında ikincisini isteden, kutu bittiğinde ikinci kutuyu aratan lezzeti ise Biscolata MOOD'un gerçek gücü. Hiç eleştiren olmadı mı? Oldu tabi. İkram ettiklerimden "tadı damağımda kaldı birtane verceksen hiç vermeseydin keşke" diyenler de oldu. E onlarda ya biscolata alacak, ya da biscolata MOOD'u tek başına yiyecekler.

Tüketicilerin hazsal ihtiyaçlarını göz önünde bulunduran, buna toplumumuzun ağırlıklı kesminin keyif aldığı "falcılığı" ekleyerek (yine) ilk olan ve esas işi çikolata zevkini layikiyle sunan Şölen'e nazik ikramı için bir kez daha teşekkür ediyor, bu deneyimi yaşamanızı şiddetle tavsiye ediyorum...
***Biscolata MOOD = Çikolata ASPAVA
1 Ağustos 2008 Cuma
ÇİBİPAT: Çim Biten Parmak Arası Terlikler
temas etmek"oluşturunca yeni bir ürün doğar: İçinde Çim Biten Parmak Arası Terlikler(Grass Flip Flop)...Küresel ısınma, karbon emisyon çözümleri ve dolayısıyla yeşil pazarlama son zamanların moda pazarlama anlayışını oluşturuyor. Çibipat(Çim biten parmak arası terlik)'de yeşilin bir uzantısı ancak pek tabii yeşil pazarlama anlayışla farklı noktalarda. Kuşkusuz ortak noktaları doğal ortamların azalması. Pazarlamanın daha doğrusu Dünya'nın bilindik bir gerçeği vardır: Az bulunur kıymetlidir ve talebi yüksektir. Günümüzde de az bulunurlar listesinin başına yeşil doğa, temiz hava, huzurlu ortamlar yerleşmek üzere.

İş dünyasında artık çok daha stresli bir yaşamın sürdüğü gerçeğinde çalışanların doğa ile temas etmek istemeleri son derece normal. Kaç çalışanın işinden çıktıktan sonraki saatleri doğal ortamda geçirebilme şansı var ki? İşten çıktıkları herhangi bir günü geçelim, hangi hafta sonu böyle bir imkana sahipler?
Şimdilik sadece Londra'da satışa sunulan grass flip floplar(çibipatlar), iş dünyasının doğa ile temas talep edenlerinin ihtiyaçlarını ne kadar karşılar bilmiyoruz ama bu da bir başlangıç. Yeni ürünlerin de gecikmeyeceği kesin. Malum, eğer talep varsa arz en kısa zamanda yanı başında bitiverir...
27 Mart 2008 Perşembe
Bu işte bir "NİŞ" var.
Neyse biz lafı dağıtmadan bir Niş Pazarlama tanımı yapalım en iyisi: "Özel gereksinimleri olan ve bu gereksinimleri giderilmemiş nispeten küçük grupların tatmininin sağlanmasına yönelik stratejilerin esas olduğu süreçtir." Niş Pazar ise; "Özel gereksinmeleri olan ve bu gereksinmeleri giderilmemiş grupların tatminlerinin sağlanması için odaklanılmış küçük pazardır." Görüldüğü gibi merkezde tüketicinin var olduğu ancak onunda temelinde tüketicinin özel gereksinmelerinin yer aldığı bir düşünce söz konusu. Yani tüketicinin genel ve tüm gereksinmelerinden bahsedebilmek niş pazarlamada mümkün değil. Peki bu nerede mümkün? Elbette Kitlesel Pazarlama Anlayışında.
Endüstri devrimiyle birlikte kitlesel üretimin başlaması kitlesel pazarlama anlayışını doğurdu ve tüm bireylere standart üretim ve hizmet sağlandı. Her tüketici birbirinin aynıydı ve ne üretilirse onlara zaten satılırdı. Ancak bu anlayış İkinci Dünya Savaşı ile yıkılmaya başladı ve bu savaş sonrasında kişi gelirlerinin artması, yaşam tarzlarının değişmesi, çocuk sayısının azalması, kadının iş hayatına girmesi gibi nedenler tüketicilerin yeni gereksinmelerini ortaya çıkardı. Tüketici artık kendisini daha çok düşünür hale geldi. Bu tüketiciye standart ürünlerle ulaşmak mümkün olmamaya başladı pek tabii. Bunun sonucunda da Niş Pazarlama anlayışı yeniden hakim olmaya başladı. Yeniden diyorum, çünkü endüstri devrimi öncesi dönemde de niş pazarlama anlayışının hakim olduğunu söylemek mümkün. Tabii buradaki fark; endüstri devrimi öncesindeki anlayışın zorunluluktan ötürü olması: Kitlesel üretim şansı olmadığından bölümlenmiş pazarlarda, sınırlı bölge içerinde üretim ve pazarlama söz konusuydu. Günümüzdeki niş pazarlama anlayışı ise daha yaratıcı, farklılık temelli, stratejik bir fırsat pazarı temsil ediyor.
Gelişen pazarlar, değişen ve artan tüketici istekleri tüketici merkezli pazarlama anlayışını doğurmuştur. Fiziksel ihtiyaçların karşılanmasının yanı sıra hazsal(hedonik) ihtiyaçlarında karşılanması gerekliliği gün geçtikçe önemini artırmaktadır. Tüketicilerin bu isteklerine cevap verebilmek için işletmeler tüketicilerini daha yakından takip etmek zorunda kalmaktadır. Kitlesel pazarlama anlayışı ile her bireyin kişisel ihtiyaçlarının belirlenemeyecek olması yeni girişimcilere yeni fırsatlar sunmaktadır. Bu fırsat niş pazarlamadır. Evet, benim niş pazarlama anlayışım bir fırsat sunmasında, bir farklılık yaratmasında oluşuyor. Pazar bölümlemenin bir sonraki basamağı düşüncesi benim için sadece teorik bir süreç. Doğrudur, niş pazarlar, bölümlenmiş pazarlar içerisindeki daha da küçük alanlara bölümlenmiş pazarlardır. Ancak niş pazarlama kavramı bu kadar sığ bir kavram değildir.
Günümüzün artan rekabet ortamında, çılgınlar gibi tüketen tüketiciler, kendilerine herşeyi sunmaya çalışanlara değil, kendilerine gereksinmelerini sunanlara yönelmektedirler. Herkes için herşey olmak anlayışı artık tüm pazarlamacılar tarafından büyük pazarlama hatası olarak kabul edilen anlayıştır. Şimdi önemli olan belirli kişiler için özel olmaktır, ne olduğunuzun kesin belli olduğudur, tüketicinin zihninin karıştırılmamasıdır, açık konumlandırmadır. Kitlesel pazarlama anlayışının günümüzde başarılı olamayacağı Kotler'in A'dan Z'ye Pazarlama kitabında çok güzel ifade edilmiş: "kitlesel pazarlama, ürünü pazara koyuyor, sonra Pazar günü ayine gidip birilerinin ürününü alması için dua ediyor”(MediaCat,2007 s.49) Öyleyse yapmanız gereken size fırsatlar yaratacak, sadık müşteriler bulacak ve bu paralelde de yüksek kârlar sağlayacak nişi bulmaktır.
Niş pazarlar, tüketicinin özel gereksinmelerine hitap ettiğiniz için, farklılık yarattığınız için, olmayanı müşterinize sunduğunuz için müşteri bağlılığını artırır ve bu müşteriler fiyatınızı ödemeye hazır müşteriler olurlar. Eğer gerçekten farklılık yarattıysanız ve gereksinmeyi doğru belirleyip, doğru hedef kitleye, doğru iletişimle ulaştıysanız korkmadan maliyetinizin üstüne yüksek kâr marjlarını koyabilirsiniz.
Öncelikle genel anlamda verilmesi gereken örnekler doktorlar ve avukatlar. Hukuk alanındaki; patent avukatları, ağır ceza avukatları, şirket avukatları bunlara örnek olarak verilebilirken, tıpta ise kalp cerrahları, beyin cerrahları niş pazarlamaya iyi birer örnek oluşturabilir.(LEVINSON,LAUTENSLAGER - Gerilla Pazarlama - MediaCat - s.73)
· Gurme köpek maması fırını
· Solaklar için makas mağazası
· Vejetaryen İtalyan lokantası
· Kayak ayakkabısı mağazası
· Büyü kitapları dükkânı
· Doğal ölümle üretilmiş kürk mağazası
· Dağcılık Kulübü çerçevesinde Balıkçılık Okulu
- Hollanda da faaliyet gösteren Directbank, diğer bankalarınihmal ettiği bir pazarı belirlediler ve yaşlılara kredi verme üzerine odaklandılar ve başarılı oldular.
- Bavaria da Hollanda’da bira üreticisi bir firmadır. Onların yakalamış olduğu ni
ş pazar ise alkolsüz bira gereksinimindeki tüketicilerdir. Bu gereksinmenin özellikle, insanların bir şeyler içtikten sonra araba kullanma isteğinden doğduğunu belirlemişler. Ayrıca Bavaria, Körfez Savaşı sırasında milyonlarca kutu alkolsüz birayı bölgedeki askerlerin kullanımı için ihraç etmiştir.
- Alman yazılım firması SAP’ın niş pazarlama ile yakaladığı başarı ise şöyle: SAP, uzmanlığını IBM için özellikli yazılımlar üzerine geliştirmiştir ve çok karlı bir niş pazarı ele geçirmişlerdir. Bugün SAP Avrupa’daki en başarılı yazılım şirketlerinden biridir.
Reklamlarına sıkça maruz kaldığımız başka bir üründe de niş pazarlamayı görebil
iyoruz. Alman Henkel firmasının bir markası:Perwoll. Basında Perwoll deterjan reklamlarını görüyoruz. Özellikle Perwoll Siyah. Bu ürün tam bir niş pazarlama örneğidir. Çamaşırlarımızın temizliği için deterjan kullanırız. Renklilerimiz için ve beyazlarımız içinde farklı farklı deterjanlar seçeriz. Yani deterjan pazarı bölümlendirilmiştir. Ama Perwoll bu bölümleme içindeki bir fırsatı yakalamış ve bu bölümleme içinde kendine bir niş kazanmıştır: siyah çamaşırlarınız için özel üretilmiş bir deterjan. Aynı şekilde yine Perwoll Narin Sihir olarak adlandırdıkları ürünü de güzel bir niş pazarlama örneğidir. Saten ve ipek gibi hassas çamaşırlarınız için üretilmiştir.
Bir örnekte Eskişehir'den verelim. Eskişehir’de çeşitli İngilizce kursları vardır. Bunlardan Ardil, uyguladığı bir stratejisiyle bir niş pazarlama örneği veriyor. Kendi sitelerinde kendilerini tanımlamaları şu şekilde; Ardil’de verilen İngilizce eğitiminde sınıflar, öğrencilerin yaş ve bilgi düzeyine göre oluşturulmuştur. Yaşları ve seviyeleri farklı öğrenciler aynı sınıfta değillerdir. Bu nedenle Ardil’de İlköğretim, Lise ve Üniversite öğrencilerine kendi sınıflarına özel, farklı programlar uygulanmaktadır. Yaşları ve seviyeleri farklı öğrencilerin ayrıldığını belirterek bir bölümlemeye gittiklerini belirtmişler. Ancak niş örnekleri olarak son 2-3 yıldır reklamlarında da dönen konumlandırmaları. “11 yaşındaysan çok şanslısın, nedenini öğrenmek için Ardil’e gel” mesajının ardında yatar niş pazarlamaları. 11 yaşın dil öğrenmek için çok önemli bir yaş olduğunu, bunun bilimsel olarak da kanıtlandığını ve kendilerinin de bu yaş grubu için uzmanlaştıklarını belirtiyorlar. Beklide artan dil kursları, rekabette yeni bir yol arayışına itmişti Ardil’i ve bu düşünce doğmuştu. Sonuçta bu yaşta çocuğu olan aileler, çocuklarını herhangi bir dil kursuna göndermektense, bu konuda uzman Ardil’e göndermeyi tercih ediyorlar.