Bu Blogda Ara
23 Mayıs 2010 Pazar
Tek kelimeyle: MUHTEŞEM
Bir reklam,
Bir Konumlandırma...
İşlenen Konu;
Anlatım,
Öz,
Çağı ve anı yakalamak...
Nike ve Write the Future: Gelmiş, geçmiş ve hatta gelecek en iyi reklamlar içerisine izlediğim ilk anda girmiş olan reklam... Söylenecek çok şey var ama izlemek hepsini özetliyor. Keyifli seyirler...
1 Mayıs 2010 Cumartesi
En MARKALARIM (Nisan 2010)
En faydalı MARKAM: Markafoni

En mutlu MARKAM: GAP
En sadık MARKAM: NTV Spor

En yeni MARKAM: Didi Mobilya

En hayal kırıklığı MARKAM: Pronet Güvenlik

Bir daha tövbe MARKA(M): Kütahya Astur
Sizlerinkini de bekliyorum...
Kategori anlamları için TIKLAYIN...
27 Nisan 2010 Salı
EN Markalarım...
En faydalı MARKAM: Özellikle marjinal boyutta değerlendirildiğinde bana en yüksek faydayı sağlamış olan markayı ifade ediyor. Sık sık deneyim yaşadım ve/veya yaşayacağım demek ki...
En mutlu MARKAM: Yüzümü en çok güldüren markayı ifade ediyor.
En sadık MARKAM: Vazgeçemediğim markayı ifade ediyor.
En yeni MARKAM: İlk kez deneyim yaşadığım ve bu deneyimden memnun olduğum
En hayal kırıklığı MARKAM: Beklentimle veya algımdaki yeriyle kıyasladığımda beni şaşırtan markayı ifade ediyor.
Bir daha tövbe MARKAM: Skandal denilecek derecede kötü bir deneyim yaşadığım markayı ifade ediyor. Bu markayla bir daha deneyim yaşamamaya tövbe ediyorum.
Doğal olarak bazı aylar belli başlıkların boş olabileceği gibi, bazı aylarda da birkaç markalı başlıkların olması muhtemel. Veya yeni başlıkların... Her ayın sonunda yayınlayacağım bu deneyimlerimi yıllık bazda da değerlendireceğim tabii ki. Umarım yorum sekmesi aracılığıyla sizde bu uygulamama katılır ve birbirimizle paylaştığımız deneyimlerimiz sayesinde daha da doğru marka tercihlerine yöneliriz.
23 Nisan 2010 Cuma
Pizza ve Futbol...
1960 yılında ABD'de kurulan ve bugün 65 ülkede 8.750 restoran işleten Dominos'un yaptırdığı bir araştırma futbol endüstrisinin gerçeğini ortaya koyuyor. Lafı fazla uzatmadan yapılan araştırma sonuçlarını verelim. Zaten sonuçlar herşeyi anlatıyor:
- 18 Nisan 2010 akşamı oynanan Fenerbahçe-Beşiktaş derbisinin olduğu Pazar günü Domino's Pizza'nın satışları %20 oranında artış gösterdi.
- Mart ayında oynanan Galatasaray-Fenerbahçe derbisi günü ise Dominos'un satışlarındaki artış %30'du.
- FB-BJK derbisinde en çok pizza siparişi Fenerbahçenin golünün ardından verildi. (Golün 2. dakikada gelmiş olduğu düşünüldüğünde gol coşkusu ile artan mutluluk sonrası sipariş artışı mı yoksa genel anlamda futbol keyfinin pizza ile taçlandırılmasımı olduğunu bu istatistiktan anlamak zor.) Bu gol sonrası alınan sipariş bu gol öncesindeki sipariş sayısının tam iki katı seviyelerde gerçekleşti.
Pazarlama planları yaparken en ince detaylara kadar inmek gerekiyor; hele ki günümüz rekabet ortamında. E ne demişler: "Başarı küçük ayrıntılarda saklıdır. " Anlaşılan Domino's bu bilinci çoktan oturttmuş.
Yazıyı sonlandırırken Domino's Pizza'nın ülkemizdeki yerinden de kısaca bahsedelim:
- 16 ilde 137 şube aracılığıyla hizmet veriyor,
- Gebze, İzmir ve Ankara'da fabrikaları var,
- Ülkemizde 1.600 çalışanı var ve
- Üretimde %100 yerli ürün kullanıyor.
15 Nisan 2010 Perşembe
Tüketici Kabulleniyor: Ucuz Mal Alacak Kadar Zengin Değilim ve Doğamı Seviyorum!!!
Michelin şimdi daha çarpıcı şekilde veriyor bu mesajını ve tüketiciyi mücadeleye davet ediyor. http://mucadeleye-katil.michelin.com.tr adlı yeni adresleri ile duyurdukları bu kampanyayı siteye girip incelemenizi şiddetle tavsiye ederim. Neden michelin almalısınızı veya neden tasarruf sağlayacağınız bir lastik almalısınızı daha iyi anlayacaksınız. Maddi tasarrufunuz yanında doğaya neler kazandıracağınızı da tasarruf hesap makinası ile öğrenebilirsiniz. Örneğin diğerleri yerine Michelin alırsam yılda 324 TL'nin cebimde kalmasının yanı sıra 8 ağaç dikmeye eş değer biçimde CO2 salınımına engel olurmuşum. Kendi aracınızla sizin neler kazanabileceğinizi bu siteden öğrenebilirsiniz.
http://mucadeleye-katil.michelin.com.tr/#/yakit-tasarrufu-reklam-flmn-zle adresinde bu kampanın reklamını izleyebilirsiniz. http://vimeo.com/10345829 linkindeki filmleri ise yine son zamanların gözdelerinden korku pazarlaması kullanılarak verilen daveti işliyor.

11 Nisan 2010 Pazar
2010 En İyi Blogları Belli Oluyor
a Blogları Kategorisi"nde aday. Naçizane bloğumun değerli takipçilerinden bende oy bekliyorum. :)Marketman'a oy vermek için bloğumun hemen başındaki bannerın yanı sıra buraya tıklayarak da oy verebilirsiniz. Oy vermek için sisteme üye olmanız gerekiyor ancak üye olarak bir çok kategoride bir çok blogla tanışma fırsatı bulacak olmanızın yanı sıra 2010'un en iyi bloglarını belirlemede söz sahibi olmanın da hazını yaşamak için değer diyorum.
Bu sene yapılan bir çok yeniliklerden biri de jürinin bulunması. Jüri ise gerçekten muhteşem isimlerle dolu. En beğendiğim blogların başında gelen kariyeryolculuğu sahibi Fatmanur Erdoğan, bizzat bir panelde dinleme fırsatı bulduğum Şule Özmen (ve bence dolayısıyla değerli eşi Uğur Özmen), üstat Selim Tuncer, devamlı takibimdeki Fatoş Karahasan ve diğerleri, bu yılki ödülleri daha da güzelleştirip, daha da değerli kılmış. Sektörün öncü sponsorları da diğer bir artı kuşkusuz.
Herkese keyifli bloglamalar ve bloglanmalar...
8 Nisan 2010 Perşembe
İkinci El BMW
Kimi reklamlar ise çok farklıdır. Çarpıcıdır. Buram buram yaratıcılık kokar. Paylaşılır da paylaşılır. Kimi yasaklanır, kimi bazı ülkelerde yasalar (ve/veya gelenekler) gereği zaten hazırlanırken yasak olması nedeniyle o ülkede yayınlanmayacağı bilinir. Ama onlar yine de en çok kitleye ulaşanlar, unutulmayanlardır. Bloğumdaki ilk paylaşımlarından biri bu reklamlardandı ve Porsche'a aitti. Şimdi yine bunlardan birini paylaşmak istedim. Yine bir otomobil markası: "BMW" karşımızda. İkinci el arabalarına yönelik aşağıdaki reklamları, sizce nasıl?

25 Mart 2010 Perşembe
Cafés Richard Özsüt'te, Özsüt Kahve Sektöründe...
nda önemli bir ivme yaşandı: Ofislerde çalışanların, kafa dinlemek üzere cafelerde soluklananların, komşu ziyaretlerindeki misafirlerin eşlik edicilerindendir kahveler artık. Yolda yürürken ellerinde kahvelerle seyir halinde insanlara da sıklıkla rastlayabiliyoruz bugünlerde. Kahvelerin bir de mükemmel tamamlayıcısı vardır: çikolata… Benim gibi kahve düşkünlerinin tamamının bana katılacağını düşünerek, kahvenin yanındaki çikolatanın hazzı bir başka. Kahve sektöründe faaliyet gösteren markaların mağazalarında çikolatayı eksik etmemeleri de bunun en büyük kanıtı aslında. Çikolata/pasta sektöründe faaliyet gösteren markaların da kahveyi göz ardı etmesi düşünülmemeli tabi.
İşte bu kapsamda uzun süredir kahve sektörüne giriş çabasında olan Özsüt, Fransa’nın en büyük kahve üreticisi Cafés Richard ile iş birliğine gitti. Bu mükemmel buluşmanın en iyi ifadesini Özsüt’ün basın bülteninden bir kısımla paylaşalım:
“Özsüt’ün m
isafirlerine sunduğu seçeneklerin arasına yepyeni kahve lezzetleri eklendi. Fransa’nın en büyük kahve üreticisi Cafés Richard ile işbirliği gerçekleştiren Özsüt, Türk damak tadına uygun yepyeni kahve harmanları geliştirerek tüm şubelerinde sunmaya başladı. Arabica kahve çekirdekleriyle hazırlanan özel Perle Noire kahvesi ve Türkiye’ye ilk defa Özsüt tarafından getirilen portakal, fındık ve vanilya aromalı espresso’lar kahve severleri benzersiz bir lezzet yolculuğuna çıkarıyor. Özel olarak hazırlanan sunum ve süslemelere sahip sıcak-soğuk kahve kokteylleri de Özsüt’ün ayrıcalıklı kahve menüsünde yer alan en seçkin alternatifler arasında bulunuyor. Cafés Richard’ın, Özsüt’e özel olarak hazırladığı kahveler, Özsüt’ün özel pasta çeşitleriyle damaklarda eşsiz bir tat bırakıyor.”
23 Mart 2010’da İstanbul’da gerçekleştirilen basın toplasında Cafés Richard’ın Yöneticisi Arnaud Richard, Cafés Richard’ın Kalite ve Ürün Geliştirme Yöneticisi Michael Mc
Cauley ve Özsüt Genel Müdürü Yıldırım Çullu yer aldı. Çullu; kahve menülerinin kafe konseptlerini bütünlediğini ifade edip, yılsonuna kadar 10 ton kahve satışının planlandığını belirtti. Söz konusu yeni girişim ile birlikte de Özsüt’ün 2009 yılındaki 35 milyon TL’lik cirosunda %60’lık bir ciro artışı bekleniyor. 1938 yılında İzmir Kemeraltı’ndaki mağazası ile yola çıkan ve ilk şubesini 1991’de açan Özsüt’ün günümüzde ulaştığı 155 şubeli başarısı katlanıp devam edecek anlaşılan.
Özsüt’ün Cafés Richard gibi bir markayla yeni çıktığı bu yolda başarılı olacağına inancım tam. İlk fırsatta da Özsüt’te bu deneyimi yaşamak eminim leziz olacak.

7 Mart 2010 Pazar
İçenbilir: Hacının Şalgamı
Bilinçli mizah içeren reklamların yanı sıra da, mizahı vurgulamak istemeyenlerin istemeden mizah yaptıkları reklam bambaşka. Bu duruma genelde nostaljik reklamları izlediğimizde rastlıyoruz. O dönemler için apayrı bir yeri olsa da, yıllar sonra izlendiğinde çok keyif veren reklamlar. Veya yerelin yereli reklamlarda yaşıyoruz bu keyfi. Nispeten kısıtlı imkanlarla çekilen bu reklamlarda aşağıdaki örnekde olduğu gibi karın ağrısı çekmenize sebep olabilecek güzelliklere rastlamanız kuvvetle muhtemel. Bu sever bloğumda "Hacının Şalgamı"na yer ayırarak biraz keyiflenelim istedim. Bu arada slogan da (markanın bütünü olması da muhtemel) muhteşem: İçenbilir Hacının Şalgamı... Tekrar tekrar iyi seyirler:
28 Şubat 2010 Pazar
90 Dakikalık Endüstri
Futbola olan ilgim ve sevgim nedeniyle sevdiğim bir diğer uğraşım pazarlamayla ikisini zaman zaman bir araya getiren gözlemlerim oluyor. Aslında ağırlıklı bir kesim tarafından farkında olunabilmekle birlikte, futbol endüstrisinin neden bu denli büyük bir hacme sahip olduğunu kısa bir deneyimle paylaşmak istedim.
20 Aralık 2009 akşamı saat 18:00 civarı; 20:00’da başlayacak olan Trabzonspor-Fenerbahçe maçını izlerken atıştırmak üzere birkaç çerez yanında içmek içinde bir şeyler aldım. Eve geldim ve LİG TV’nin başına geçtiğimde kardeşim aradı ve maçı izlemek istediğini ama rahatsız olduğu için dışarı çıkamadığını söyledi. Digitürk’ün LİG TV izleme şansı veren alternatif kanalı WEB TV aklıma geldi ve internetten maçı izleyebilmesi için digiturkwebtv’den maçı satın aldım onun için. Maçın başlamasını beklerken maç öncesi gelişmeleri incelemek üzere sabah aldığım fanatik gazetesine göz attım.
Yukarıdaki kısa pasaj içerisinde; LİG TV, çerez, içecek, WEB TV ve gazete için yapılan harcamalar var. Hepsi 90 dakikalık bir etkinlik için. Elbette bunlar dışında geniş kapsamda birçok harcama daha var. Maç için stada gidenler; bilet harcamasına, oraya olan ulaşımları için bir bedele, oradaki yeme ihtiyaçları için ayrı bir bedele ve statta kendileri ifade etmek için taraftar ürünlerine yönelik bir bedele katlanıyorlar. Evinde LİG TV izleme şansı olmayan veya topluluk içerisinde maç izlemek isteyenler ise gittikleri cafelerde, kahvehanelerde bedeller ödüyorlar. Yalnızca o güne has olan bu harcamalar dışarısında belirli zaman dilimlerinde taraftarı olunan takımlar için çeşitli harcamalar yapılıyor.
Devamını Okumak İçin TIKLAYIN...