Bu Blogda Ara

satış etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
satış etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Şubat 2013 Çarşamba

Israr Etme Ne Olur, Çalış Seninle de Olur...

Daha konuşmaya başlamadan, bilincimizin farkında olmadığı yaşlarda başlarız ısrara karşı koymaya... "Hadi son kaşık, bu son bu son" replikleri kulaklarımızda çınlarken, ağzı yüzü yumulmuş bir şekilde kaşıkla dairesel bir savaş içerisine gireriz.. 

Büyümeye başladıkça ısrar, anne gibi sadece "bizim iyiliğimiz için" düşüncesiyle yapılan bir şey olmaktan da çıkar. Kendi menfaatine olan bir eylemde senin gücüne ihtiyacı olanların ısrarıyla karşılaşmaya başlarsın. İşte bu noktada en somut örneklere "satış"da rastlarsın...

Mağaza gezerken dibinden ayrılmayarak "peki ya buna ne dersiniz" tekerlemecisi satış danışmanı, otogarda birden kolunuzdan çekerek sizi sürükleyebilme noktasına kadar varabilecek çığırtkan, telefonunuzun ekranına sevgilinizden çok cevapsız çağrı bırakabilecek telesatışçı; ısrarcılar sınıfının en sağlam üyelerinden. Lokantacılar ve taksicileri de Melike Karakartal zamanında anmış zaten! Spam olarak bildirmekten bıktığınız mail sapığı markalar ile sms hastaları da günümüz ısrarcılarının yeni mecralarından bazıları. 

20 Ağustos 2011 Cumartesi

Maharet: Mutlu Etmek...

Bundan iki yıl önce üniversite sınavlarına hazırlanan kardeşim çalışma masası sandalyesinin çok rahatsız edici olduğunu, belini ağrıttığını söylediğinde, onu da alıp babamla beraber yeni bir sandalye almaya gitmemiz çok uzun sürmemişti kuşkusuz. Mobilyacılar Caddesi’nde ilk gördüğümüz mobilyacıya girdiğimizce, yüzündeki kırışıklıkları yaşını değil, yılların tecrübesini haykıran bir amca vardı. Kendi mütevazı mağazasında yıllardır baba mesleğini sürdüren bu amcama ihtiyacımızı söylediğimizde bize sorun yaşadığımız ürünün modelini sordu. Sonrasında kardeşime dönüp bu sandalyede nasıl oturduğunu ve sandalyenin yükseklik ve yaslanma ayarlarını nasıl ayarladığını sordu. Kendi elinde aynı modelden olan sandalyeyi getirip, nasıl ayarlanması ve nasıl kullanılmasını gerektiğini anlattıktan sonra: “Sizin yeni bir sandalyeye ihtiyacınız yok, bu ayarlara ihtiyacınız var. Yenisini almanız bir şeyi değiştirmez. Kardeşimiz söylediğim ayarları yaparak kullansın biraz, sorunu yine devam edecek olursa o zaman bakarız başka modellere…” diye tamamladı sözlerini. Gerçekten çok ama çok etkilenmiştik.

Kuşkusuz o gün oradan mutlu ayrılmıştık. Sandalyeyi dediği şekilde ayarladığımızda da gerçekten rahat etmişti kardeşim. Peki, pazarlama açısından satıcı penceresinden bakıldığında satış ile sonuçlanmamış bu deneyim için “başarı” diyebilir miyiz?

Kesinlikle evet.

Orada pek hala bize istediğimiz sandalye satılabilirdi ki bu çok da doğal bir davranış olurdu. Ancak göstermiş olduğu davranış, samimiyetini göstermekle birlikte kendisine olan güveni oldukça yüksek noktalara çıkartıyor. Ayrıca hayran bırakıcı ve çok nadir rastlanan bir davranış ile ağızdan ağza pazarlamayı lehine çalıştırmaya başlıyor. Kuşkusuz bu davranışı; kısa vadede kaybettiği bir satışı kendisine uzun vadede misli olarak dönmesini sağlıyor. Somut bir sonuç isteyecek olursanız, şu an anne-babamın oturduğu sitenin bahçe sandalye ve masalarının tamamı diyebilirim…

İşletmelerin en temel amacı kar ve kar da satışla gelir kuşkusuz. Ancak özellikle günümüzde satış odaklılık; “nasıl olursa olsun yeter ki satayım” anlayışının başarı getirmesi olanaksız. Yalnız değilsiniz, vazgeçilmez hiç değilsiniz… İşinizin adı ne olursa olsun; ister hizmet satın, ister bir mal, insanlar her zaman mutlu oldukları, sonuçları kendilerini tatmin eden yerlerdeler. Onlara, her zaman hatırlayıp, şevkle anlatabilecekleri deneyimler yaşatmak ise paha biçilemez…

O zaman son söz: Maharet satış yapmakta değil, müşteriyi mutlu etmekte…