Bu Blogda Ara
13 Nisan 2013 Cumartesi
ALÂMETİFARİKA® MÜZELERİ*
29 Mart 2013 Cuma
Alışmak Sevmekten Daha Zor Geliyor...
13 Şubat 2013 Çarşamba
You Are Globally Us!
22 Aralık 2012 Cumartesi
THY: "Ben tek, siz hepiniz!"
26 Aralık 2009 Cumartesi
Interbrand'dan 2009 Mesajı: Güle Güle Yakın Çağ, Hoş Geldin İnternet Çağı...
21 Eylül 2008 tarihinde yayınladığım yazımda Interbrand’ın 2008 en değerli markalar listesiyle ilgili kısa bir değerlendirmede bulunmuştum. 2009 yılı en değerli markalar verileri yine interbrand’ın kendi sitesinde ayrıntılı olarak yer alıyor. 2009 yılı sonuçlarıyla ilgili aşağıda iki ayrı veriyi ön plana çıkardım. Bir inceleyelim;
2009’da en çok değer kaybeden 5 marka
1- UBS – Değer Kaybı: (-)%50 / 2009 sırası: 72 / 2008 sırası: 41
2- Citi – Değer Kaybı: (-)%49 / 2009 sırası: 36 / 2008 sırası:19
3- Harley Davidson – Değer Kaybı: (-)%43 / 2009 sırası: 73 / 2008 sırası: 50
4- American Express – Değer Kaybı: (-)%32 / 2009 sırası: 22 / 2008 sırası: 15
5- Morgan Stanley – Değer Kaybı: (-)%26 / 2009 sırası: 57 / 2008 sırası: 42
Görüldüğü gibi 2009’un en çok değer kaybeden 5 markasından 4’ü finans sektöründen. Ayrıca 6. Sırada da %20’lik değer kaybı ile HSBC’nin yer aldığını belirtmekte fayda var. Kuşkusuz güncel global finans krizi ortamında bu sonuca şaşırmamak gerek. Ama bu gerçek içerisinde Harley Davidson’ın marka değer kaybı çok daha önemli ve beklide içlerinde en başarısız kabul edilebilecek olanı. Çünkü finansçıların çok daha geçerli mazeretleri var.
2009’da değerini en çok artıran 5 marka
1- Google – Değer Artışı: %25 / 2009 sırası: 7 / 2008 sırası: 10
2- Amazon.com – Değer Artışı: %22 / 2009 sırası: 43 / 2008 sırası: 58
3- ZARA – Değer Artışı: %14 / 2009 sırası: 50 / 2008 sırası: 62
4- Apple – Değer Artışı: %12 / 2009 sırası: 20 / 2008 sırası: 24
5- H&M – Değer Artışı: %11 / 2009 sırası: 21 / 2008 sırası: 22
İşte değerini en çok artıranlar… Zirvede iki internet servisi var, 3 ila 5 de ise konfeksiyon. Araya giren ise Apple. Yakın çağ bitti ise yaşasın internet çağı. Zaman şıkır şıkır giyinip, bilgisayar başına geçme vakti.
2009’da listeye ilk kez giren ilk 5 marka
1- Lancome – 2009 Sırası: 91
2- Burger King – 2009 Sırası: 93
3- Adobe – 2009 Sırası: 95
4- PUMA – 2009 Sırası: 97
5- Burberry – 2009 Sırası: 98
Bu listede sektörel bir yoğunlaşma görülmüyor ancak Mc Donald’s ın arada halen uçurum olmasına rağmen rahatsız olduğuna eminim. Ayrıca Lancome ve Burberry, bir üst listedeki ZARA ve H&M ile birlikte her ne kadar kısmen erkeklere de hizmet veren markalar olsalar da, kadınların markalar üzerindeki artan güçlerinin küçük bir göstergesi.
Interbrand listesinin yanında bu linke tıklayarak Milwardbrown’un 2009 listesine de göz atın bence. Değerini %85 artıran amazon.com gibi Interbrand listesi ile paralelliklerde var, (-)%1 değer düşüşü görülen ZARA gibi tezatlarda. Bu ayrımı iyi anlayabilmek için ise değer ölçüm kriterlerini incelemenizi öneririm. Milwardbrown listesini inceleme heyecanınıza artırmak için iki veri vermekte fayda var; en çok değer kaybeden iki marka; 1- ING(-%55), 2- Bank Of America(-%53) / değerini en çok artıran 2 marka; 1- China Merchants Bank(%168), 2- Blackberry(%100)
21 Eylül 2008 Pazar
Interbrand'da En Değerli Markaları Açıkladı: Zirve; Coca-Cola!!!
- Milward Brown listesinde yıllardır zirvede yer alan Google, Interbranda da ilk 10'a girmeyi sonunda başardı.
- Interbrand'ın gedikli birincisi Coca-Cola yine birinciliği bırakmadı.
- Microsoft bu sene ikinci sıradaki yerini IBM'e kaptırdı.
- Önemli düşüşler ise tahmin edileceği üzere finans markalarından. ABD temelli uluslararası finans piyasalarındaki kriz finans devlerinin marka değerlerini de vurmuşa benziyor. Merrill Lynch, Morgan Stanley, Citibank markalarında dramatik düşüşler var.
- Coca-Cola
- IBM
- General Elektric
- Nokia
- Toyota
- Intel
- Mc'Donalds
- Disney
- Google
- Mercedes
- HP
- BMW
- Gillette
- American Express
- Louis Vuitton
- Cisco
- Marlboro
- Citi
- Honda
18 Ağustos 2008 Pazartesi
Doğan Görünümlü Şahin'in Gücü!!!
Zaman zaman benimde incelemek istediğim birçok tüketici profili oluyor. Ama bunlardan bir grup varki yeterli imkanım olsa şu anda bu araştırmaya kapsamlı bir şekilde başlarım. Bu grup Tofaş'ın başta Şahin ve Doğan olmak üzere kuş serisi tabir edilen otomobillerinin bağımlıları.
Yıllardan beri bu otomobillere sahip insanların arabalarına bağlılıkları ve hemen hepsinde ortak olan davranış biçimleri ilgimi çekiyor. Yıllar geçtikçe de bu kişilerin sayısı hızla artıyor. Artık hergün mutlaka en az bir iki tane modifiyeli Şahin'i veya Doğan'ı ile çılgınca gezen ve halinden maksimum haz duyduğu belli olan "kuşcu"lar görüyorum. Bu "kuşcular" tabir ettiğim otomobil tüketicisi grubunun genel özelliklerini kısaca özetleyelim:
- Çok büyük bir çoğunluğu 18-28 yaş aralığı gibi genç bir kesimden oluşuyor.
- Şahin ve Doğan m
arka arabalar bu seride başı çekiyor.
- Arabalar en hat seviyede modifiyeli. Araç altından yere yansıtılan mavi ışık en göze batanı.
- Araca tek başına binmek pek kabul görmüyor. Mahallenin gençleriyle birlikte daha kendinden eminiz.
- Aracın ses sitemi en önemli parçalardan biri. Keza son ses müzik açılmadan seyahat halinde olunamıyor.
- Gidilecek belli bir hedef nokta yok. Evden çıkılır, şehrin "piyasa" tabir edilen işlek yerlerinde sayısız tur atılır ve tekrar eve dönülür.
- Sanayi uğrak yerlerdendir ancak amaç bakım veya tamir değil modifiyedir.
- Ana faaliyet dönemi yaz aylarıdır.
Gerçekten tüketici davranışları içerisinde davranış nedenleri, yönelimleri, kişilikleri, hayat tazrlarını en çok merak ettiğim grup bu. Vosvos bağımlılığı derecesine ge
Bence özellikle otomobil üreticileri bu grubun davranışlarını ciddi bir biçimde incelemeli. Sonuçlar paralelinde bu grup için yeni bir araç üretimi bile yapılabilir. Doğru hazırlanmış ve uygulanmış bir pazarlama planı ile de ciddi satış rakamlarına ulaşılabir.
"Doğan görünümlü şahin" kültürüyle başlayan bu çılgınlığın nereye kadar kendini geliştireceğini cidden merak ediyorum...
13 Ağustos 2008 Çarşamba
Prestijli Marka Turkcell ve Recep İvedik
Bu günlerde en çok tartışılan konulardan biri Recep İvedik'in Turkcell'in marka değerine zarar verip vermediği. Her karakterin beğeneni ve beğenmeyeni olur, Recep İvedik'te de aynı durum söz konusu ancak burda kutuplar daha keskin ve tepkiler daha net. Seveni çok severken, sevmeyeni hiç sevmiyor. İzlenme oranlarına bakıldığında sevenleri ağır basıyor gibi gözükse de çeşitli mecralardaki yorumlar göz önüne alındığında sevmeyenleri öne çıkıyor. Recep İvedik'li reklamlar nedeniyle Turkcell'e geçeceğim diyen duymamamla beraber, bu reklamlar nedeniyle hattımı değiştireceğim diyenler hiç de az değil. İtü sözlükten Recebin tavuğu ile ilgili birkaç yorumu aktariyim:
turkcell'i kullanmayı bırakmama neden olacak reklamdır.
(bkz: ben ayı değilim)
recep ivedik karekterinden nefret etmeye yönelik bir neden daha
recep ivedik karakterini seversiniz ya da sevmezsiniz (biri de
(bkz: turkcell kullanmama nedenleri)
1 numeroya oturur, şerefsizim.
mide bulandıran reklamlardır.zavallı tavuğu bu olaya kurban etmişlerdir.o sevimliydi ne olurdu sanki bi tek o kalsaydı..neden recep dallamasının tavuğu oldu?
şahan'dan ve recep ivedik karakterinden soğuma nedenidir. herşey tadında güzeldir, abartmamak gerekir. çünkü bir şey ne kadar insanların gözüne sokulursa, o kadar çabuk bıktırır kendinden ki şahan da bu konuda elinden gelen çabayı fazlasıyla göstermektedir.
turkcell kullanan insan tipi recep ivedik gibileriyse iyi ki avea'ya geçmişim dedirten reklamlar bütünü.
şahan gökbakara sempatiyi arttıran reklamlardır.
Yukarda yazılanlar Recebin Tavuğu reklamları hakkındaki yorumların az bir kısmı. Ancak genel yorumların ağırlığı burdakilerin oranına çok yakın. Yani geneli olumsuz...
Turkcell Genel Müdürü Süreyya Civil'in ise bu reklamlar ile ilgili düşüncesinin bir kısmı şöyle:
"Recep İvedik karakterini herkesin sevmesi beklenemez. Cellocanları da se
Civil açık ve net: Sevildiğini düşündüğümüz bir karakteri kullandık. Beklentimiz ters çıkar başarısız olursa bırakırız. Tepkilerden pek kaygılı değil gibi. Oysa mediacatonline'da düzenlenen ankette de 1379 kişinin %55,18 "Sizce Recep İvedik Turkcell'in marka algısına zarar veriyor mu?" sorusuna evet demiş.
Buradaki sorunun Turkcell'in önceki yüzlerinde segmantasyonu iyi yapmasına rağmen burada başaramaması olarak düşünüyorum. Sarp Apak Turkcell'in yüzüyken, Nil Karaibrahimgil Hazır Kart'ın yüzüdür. Aynı durum Raga Oktay-Tarkan karakterleri için de geçerli. Recep İvedik ise Turkcell ve Hazır Kart'a ortak hizmet ediyor. Kategorisinde prestijli marka ünvanını elinde bulunduran Turkcell'in Recep İvedik gibi bir karakt
Sevilen bir karakteri kullanmak, onun izlenme oranlarını marka yararına kullanmak elbette reklam başarısı açısından önemli. Ancak daha da önemli olan reklamın bıraktığı etkinin ne olduğu. Gerald ve Lindsay Zaltman da "Pazarlama Metaforları" adlı kitaplarında bunu şöyle ifade ediyor: "...reklamcılık, sektörü güvenle ve kolayca ölçebildiği için, bir reklamı belli bir süre içinde izleyen insanların sayısına değer verir. Reklamın izleyicileri yapıcı bir şekilde etkileyip etkilemediğini ve kalıcı bir duygusal etki yaratıp yaratmadığını-bir reklamın nihai amacı budur-belirleyecek önemli ama zor olan ölçüme daha az ilgi gösterir."
Müşterileri Turkcell'in tavuğuna kış demeden, Turkcell'in Recebin tavuğu reklamlarına kış demesi gerekecek gibi...
2 Temmuz 2008 Çarşamba
Fake Genuine Watch!!!
Açık marka taklitçiliği tam bir hırsızlık. Büyük yatırımlar yaparak, (genelde) uzun yıllar sonucu güçlü bir imaj oluşturan markayı aynen olduğu gibi taklit ederek pek tabii yasal olmayan yollarla pazara sunarak ve bunun orjinal olduğunu iddia ederek var olan taklitçiler, yukarıda sıraladığım bütün çıkar gruplarını çok büyük zararlara uğratıyorlar. Tanınmış marka imajından izinsiz yararlananların yapmış oldukları da yanlış olmakla birlikte en azından kendilerini ortaya koyuyorlar. Benim ürünüm, markam o değil ama onun gibi mesajı veriyorlar ve taklit ettikleri markalarla aralarındaki hukuki yolları da açık bırakmış oluyorlar. Bu taklit marka ve ürünlerin farkında olmak açık marka taklitçiliğindekine göre çok daha kolay çünkü.
İşte bu noktada benden bir alkışta tatil yörelerimizdeki imitasyoncula
Geçen günlerde eBay'e Fransız mahkemeleri tarafından 35 milyon euroluk tazminat kararı alındı. Sebebi sahte markalı ürünlerin satışına onay vermesi. Müzayede tabanlı ve temel süreci tüketicilerin yürüttükleri ve bu tüketicilerin sayısının hatrı sayılır bir seviyede olmasından dolayı eBay'in gözünden kaçmış olabileceğini düşünmekle birlikte, söz konusu tüketiciler arası alışveriş olduğundan sorumluluğun onların üstünde olduğunu düşündüklerinden dolayı umursamamış olabileceklerini de düşünüyorum. Ama elbette ne olursa olsun, böyle bir hizmeti sağlayıp her açıdan çok iyi sonuçlar alıyorsanız, diğer çıkar gruplarının çıkarlarını da, özellikle de faaliyetlerinizi yürütmede temel varlıklarınız olan ürünlerinizin markalarını kollamak gerekir.
Peki sizce 35 milyon euro çok mu? Bunun cevabını PriceWatershouseCoopers'ın 2002 yılında yayınladıkları Marka Koruma Grubu Raporundaki yalnızca Türkiye'yi içeren verilerle veriyim:
- Türkiye'de 2000 yılında taklitçiliğin ekonomik maliyeti 3 milyar
A.B.D. dolarına varıyor ve bu kayıp ortadan kaldırıldığında, aynı miktar para ile;
- 1997-2000 seneleri arasında ekonominin lokomotif sektörü olarak kabul edilen otomotiv sektörüne yapılan yatırımın iki katı yatırım yapılabilir,
- Muhtemel bir Marmara Depremi ile ilgili olarak yapılması gerekli iyileştirme çalışmalarının çoğu tamamlanabilir ve binlerce hayat kurtarılabilir,
- 410.000 yetime bakım sağlanabilir,
- 90 tane 600 kişilik kapasiteli yoksul, kimsesiz, yaşlı ve yetimlere Darülaceze tarzında hizmet veren bakım evleri kurulabilir,
- 290.000 kişiye 100 m2'lik sosyal konut, 75 tam donanımlı 400 yatak kapasiteli hastane, 3800 tane 1000 öğrenci kapasiteli okul binası, 15.000 tane 500 öğrenci kapasiteli spor salonu binası inşa edilebilir,
- 2 milyon kişi asgari ücretle istihdam edilebilir,
- En az 2 milyon kişi işsizlik sigortasından yararlanma imkanı bulabilir.
Son olarak bu kasvetli sonuçlardan mükemmel bir taklitçilik örneğiyle çıkarak, tebessüm ederek bitirelim. Belki birçoğunuz izlemiş veya okumuşsunuzdur ama yineleyelim: İstanbul Eminönün'de hamsterları sarı renge boyayan esnaf bunları pikaçu olarak satıyorlardı. Çocuklara, kahramanlarından birine canlı sahip olabilme fırsatı yaratan Eminönü esnafını yaratıcılıklarınından dolayı kutluyorum :) Ayrıca Pikaçu markasını kullanmalarına rağmen, açık bir marka ve ürün taklitçiliğinden de söz etmek pek mümkün değil bence.
25 Haziran 2008 Çarşamba
Futbol Sadece Futbol Değildir: Aynı Zamanda Pazarlamadır!!!
Alman milli takım kalecisi Lehmann: Türkiye büyük bir millet.
Alman milli takım kaptanı: Türklere şapka çıkartıyorum.
Hırvatistan milli takım teknik direktörü Bilic: Hem kaliteleri var hem de başka birşey var. O yalnızca Türkler'de var onun ne olduğunu tarif edemiyorum, anlayamıyorum.
Yunanistan Futbol Federasyonu Başkanı Vassilis Gagatsis: Euro2008’de bundan sonra sonuç ne olursa olsun turnuvanın galibi Türkiye’dir.
The Daily Telegrnaph: Türkler yenilgi bilmiyor.
The Times: Türkiye takım değil fenomen.
ESPN: Türkler'in gücünü, cesaretini ve yorulmazlığını selamlıyoruz.
uşuyor. Türk milli takımının gösterdiği başarı ülkemizle birlikte, Türklerin yoğun yaşadıkları ülkelerde, Avrupa ülkelerinde, Bosna Hersek, Makedonya, BAE, Türkî Cumhuriyetler, Uzakdoğu, Amerika gibi sıkı bağlarımız olan ülkelerde çok büyük yankı buluyor ve sevinç uyandırıyor. Tüm Dünya halkıyla beraber, ülke yöneticileri, ülkelerin önde gelenleri ve ülke halklarının hepsinin ağzında Türkiye var.
Futbolda yaşanan bu başarı kuşkusuz futbolla sınırlı kalmıyor, ekonomimize, ülke moralimize ve belki en önemlisi olumlu ülke algımıza ve Türkiye markasına çok büyük katkılar sağlıyor. “Euro2008 Ekonomisi” yazımda bu turnuvaya katılarak büyük artılara şimdiden kavuştuğumuzu ancak turları başarıyla geçersek bunun katlanarak artacağını söylemiştim. Turlar öylesine mucizevi geçildi ki etki çok çok daha büyük.
Ülkemizde de şu günlerde herkes pek şen pek mutlu; ne enflasyon konuşuluyor, ne işsizlik ne kapatma davası ne türban. Ayrıca reklamların nerdeyse tamamı Türk milli takımı üstüne kurulu. Herkes bu başarıdan kendisine bir pay çıkarmanın peşinde. Ancak burada firmaların/markaların biraz kısır kaldığını düşünüyorum. Turnuva öncesi hazırladıkları reklam filmlerini, bu muhteşem maçlar ve turlar geçilmesine rağmen aynen sunuyorlar. Yeni bir reklam filmi çekme zahmetinde bulunmuyorlar. Sanırım kaynaklarını turnuva sonrasına saklıyorlar.
Bir tebrikte Times başyazarı Barnes’e. Barnes şampiyona öncesi şu ifadeleri kullanmıştı: "Çılgın bir macera yaşamak istiyorsanız, Ay-Yıldızlılar'ın peşinden gidin" Şampiyonaya katılamayan İngiltere halkını Türk milli takımını tutmaya teşvik ediyordu ve sanki içine doğmuş gibi “çılgın bir macera” tabirini kullanıyordu. Ayrıca bu yazısında futbolun ülke markasına katkısının nasıl olabileceğine güzel bir örnek daha veriyordu Barnes: “Sporda olduğu kadar yemekleri, içkileri, doğası ve sıradan olanı muhteşem yapan küçük gariplikleriyle Türkiye’yi destekliyorum.” Gördüğümüz gibi bir ülkenin herhangi bir alandaki başarısından bahsedilirken yalnızca o başarıyla sınırlı kalınmıyor, ülke hakkında genel bir bilgi ve daha önemlisi olumlu yanları da sıralanıyor. Turnuva sonrası bu tarz yazıların çoğalacağına eminim. Özellikle de Barnes sanırım şimdiden ben demiştim demeye başlamıştır bile.
Milli takım hocamız Terim, bu başarıya mucize diyenlere güldüğünü belirtmiş ve mucizelere inanmadığını söylemiş. Sanırım başarının şans faktörüne fazlasıyla bağlanıp futbolcuların ve kendisinin başarısının görülmemesinden tedirgin olmuş Sayın Terim. Ancak mucize kelimesinin Türk Dil Kurumu sözlüğündeki karşılıkları şöyle: “İnsanları hayran bırakan, tabiatüstü sayılan olay”, “İnsan aklının alamayacağı olay”, “Olağanüstü, şaşırtıcı”. Sanırım üst üste üç maçın geriden gelerek çevrilişi ve bunun son dakikalarda olması bu tanımlara uyuyor. Tabii gerçek olan da bunu futbolcuların ve Fatih Terim’in gerçekleştirmiş olması. Bir mucize var ve bunu yaratanlar.
Sonuç olarak ne olursa olsun muhteşem bir başarı ve inanılmaz bir Türkiye reklamı var. Euro2008 ile Türkiye markası değerine çok önemli artılar kattı. Bunun meyvelerini uzun süre alırız umarım ve bu süreci turnuva sonrasında da iyi ve doğru yönetiriz.
Muhteşem serüvenin bugün ki ayağındaki Almanya maçında milli takımıza başarılar… Yeni bir coşku bizi bekliyordur umarım…
16 Mayıs 2008 Cuma
Bir Marka, Bir Algı
24 Nisan 2008 Perşembe
Dünya'nın En Değerli Markaları 2008: Zirve yine Google'un
Google, MilwardBrown’ın 2007 sonuçlarında yine ilk sırada yer alırken, bu sene ilk sıradaki yerini önceki seneye göre marka değerini 66,434 milyar dolardan 86,057 milyar dolara yükselterek sağlamlaştırdı. Google’ın bu hızlı yükselişini ise 2006 değerine ve sıralamasına bakarak daha iyi görebiliriz. Google’ın 2006 yılındaki ilk 100 içerisindeki yeri 7.lik ve değeri 37,445 milyar dolar!!!
İlk 10 sıraya baktığımızda da bir önceki senenin ilk beş sırasının aynen yerinde kaldığını görüyoruz.
1. Google,
2. GE,

Listede ilk beşin ardından gelen markalar ise;
İlk 10 içerisinde önceki yıla göre marka değerinde azalma kaydeden tek marka Marlboro. Bunun karşılığını da listede 6.lıktan 10.luğa düşerek almış. Aynı şekilde bir önceki yıl 7. sırada yer alan Wall-Mart’ta -%6’lik bir düşüşle bu yıl 13.lüğe gerilemiş, Citi grupta bir önceki yılki 8.liğini -%10 düşüş ile kaybetmiş ve 15.liğe gerilemiş. Apple ve IBM ise değerini çok ciddi anlamda yükseltmişler. Applee %123’lük bir değer artışı ile 16.lıktan 7.liğe, IBM ise %65’lik bir değer artışıyla 9.luktan 6.lığa yükseltmeyi bilmişler. Toyoto da, bir önceki yıl yer aldığı 10. sırayı %5’lik değer artırışına rağmen 12.liğe bırakmış. Bunda, McDonalds’ın %49’luk, Nokia’nın %39’luk ve Vodafone’un %75’lik değer artışı rol oynuyor.
Listede en yüksek değer artışı gösteren markalar ise sırasıyla; BlackBerry(%390), Apple(%123), Amazon(%93), China Construction Bank(%82), Vodafone(%75). Blackberry’nin artışı
Ayrıca bu sene listede ilk kez birde Rus markası yer alıyor: MTS. MTS’de bir mobil operatör markası. Gördüğümüz gibi Ruslarda da ciddi atılımlar var. Ayrıca MilwardBrown’un değerlendirmesine göre, Rusya MTS ile de kalmayacak. İleriki yıllarda yine Rusya’dan Lukoil(Akaryakıt), Beeline(GSM) ve Baltika(Bira) markaları da bu listeyi zorlayacaklar. Ayrıca Hindistan’dan ICICI(Banka), Brahma, Brezilya’dan da Petrobras(Akaryakıt) ve Bradesco(Banka) markaları da ilk 100’ü bu sene zorlayan ve ileriki yıllarda girmesi olası markalar olarak belirtilmiş.
Özellikle Rus, Hindistan, Brezilya markalarını gördükten sonra, herkes gibi bende
Son olarak araştırmanın kapsamından da bahsetmek gerekirse; bu çalışma Dünya genelinde 50.000 üstünde marka ile 1 milyon tüketiciden fazla kişiyle görüşülerek gerçekleştirilmiş. Dünya genelinde marka değeri çalışması yapan bir diğer lider kuruluşta Interbrand. Piyasalar tarafından sonuçlarına önem verilen Interbrand’ın da sonuçlarının incelenmesinde yarar var. Birbirine yakın çalışma stilleriyle sonuçları da kısmen benzerlikler taşıyor.
MilwardBrown’un ilk 100 listesinin tamamını görmek, değerlendirmelerini okumak, diğer çalışmalarına bakmak isterseniz www.milwardbrown.com/mboptimor , http://www.brandz.com/ ve http://www.ft.com/ sitelerini ziyaret edebilir, yaklaşık 30 sayfalık değerlendirme kitapcığını da bilgisayarınıza indirebilirsiniz. Interbrand çalışmalarını merak edenlerde, http://www.interbrand.com/ sitesini inceleyebilir.

