Bu Blogda Ara

Apple etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Apple etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Şubat 2013 Salı

Aç Kal, Züppe Kal!

Bilirsiniz, Geleneksel BiM Cuma İndirimleri vardır... Le'indirim adı verilse çok da yakışacağını düşündüğüm bu günlerde, BiM'in geleneksel marketçilik hizmetleri dışında sattığı onca ürün olur. Halıdan, oyuncağa, gömlekten çatal/kaşık takımına karşına ne çıkacağını bilemediğin bu günlerde "çakma" markalar ile çakılanların benzerleri sunulur. Geçenlerde ise bir "mucize" oldu. Çok değil, 2 Cuma önce iPhone5'i gördü bu gözler BiM camlarında. Sanırım bir dönem de iPhone4 görmüştü!

BiM ve Apple logolarını yan yana görmek, Shaquille O'Neal & Nicola Alexander çifti gibi duruyordu. Çokça espri malzemesi olduğu üzere, yan yana yakıştıranı da yoktu pek!


22 Temmuz 2011 Cuma

Halo Etkiniz Hep yüksek Olsun...


Henry Kissinger: "Gerçeğin ne olduğu değil, gerçek olarak algılamanın ne olduğu önemlidir..."

Kissinger'in de dediği gibi aslında gerçek denen şey, algılananın ne olduğudur. "Herkesin gerçeği/doğrusu farklıdır" derler hani...

Kuşkusuz algı konusu pazarlamanın en derin temellerinde yer alan bir temel taştır. Konumlandırma dediğimiz şey, marka değeri dediğimiz şey, marka bağlılığı dediğimiz şeylerin bütünü tüketici zihninde yer edilen algıyla doğru orantılıdır. Bu yüzden de günümüz pazarlama savaşları tüketicilerin algılarında yaşanır.

Algılama deryasının içerisindeki önemli damlalardan biri de halo etkisi(halo effect) dediğimiz olgudur. Aslında bir kişi ile ilgili ilk izlenimlerin toplamına halo etkisi (Türkçe'ye hale etkisi olarak çevrildiği de görülmektedir) denilmekle birlikte, özellikle pazarlama boyutu söz konusu olunca marka kişilikleri için kullanıldığını söylemek gerekir. Marka kişilikleri boyutunda da biraz daha anlamlanıp, derinleşir kuşkusuz. Aslında halo etkisi için en anlaşır ifadelerden birini ekşisözlük yazarlarından biri kullanmış: "bir insanın, sevdiği birinin yaptığı her şeyi şirin görmesi anlamına gelen İngilizce psikoloji terimi..." Bir çok marka için de durum gerçekten budur. Bir X markası taşıyan bir ürüne dikkatiniz ve ilginiz sıfır noktalarında iken, o ürünün üzerinde Y markası görmüş olsaydınız sıfırı bile oldukça yüksek pozitif değerlere yükseltecek katsayıda ilgi duyabilecektiniz. Bu markalar ise her zaman farklı olabilmeyi, taklit eden değil, edilen markalar olmayı başarabilenler arasından doğmaktadır. Bunu da kuşkusuz algılarda en etkin konumlandırma paralelliği ile başarmaktadırlar. Bu markalara her zaman daha anlayışlıdır tüketici. Hatalarını tolere edebilir, hatta çoğu zaman hatalarını görmez bile. Ağızdan ağza pazarlama ile halo etkisinin izlerini belki daha o marka ile deneyim yaşamamış tüketicilere bile taşırlar.

Elbette bunun tersinin olduğunu da unutmamak lazım. Kimi markalar da ağzı ile kuş tutsalar, belli kesim tüketiciye yaranamazlar. Bir kusur bulur ve o kusurdan bir çok yan kusuru üretmekte gecikmezler. Aslında bu da daha çok horn etkisi denilen durumu izah eder. Şeytan etkisi (devil effect) olarak da anılmaktadır.

Pazarlama boyutu yanı sıra, günlük hayatımızdaki bir çok gerçeğin (bazen özellikle kabullenemediğimiz gerçeklerin) nedenlerini anlayabilmek adına psikoloji temelli halo-horn etkilerini en azından sanal ortamda araştırıp fikir sahip olunmasının oldukça yararları olacağını düşünüyorum.

Yine marka boyutunda son noktayı koyacak olursak; bir çoğu gibi en yüksek halo etkisine sahip markanın Apple olduğunu düşündüğümü de belirtmek isterim...

Halo etkiniz hep yüksek olsun...

24 Nisan 2008 Perşembe

Dünya'nın En Değerli Markaları 2008: Zirve yine Google'un

Nielsenin Türkiye’nin markalar ligi çalışmasının ardından MilwardBrown’da 21 Nisan’da Dünya’nın en değerli 100 markasını açıkladı. Bu yıl da en değerli marka GOOGLE.

Google, MilwardBrown’ın 2007 sonuçlarında yine ilk sırada yer alırken, bu sene ilk sıradaki yerini önceki seneye göre marka değerini 66,434 milyar dolardan 86,057 milyar dolara yükselterek sağlamlaştırdı. Google’ın bu hızlı yükselişini ise 2006 değerine ve sıralamasına bakarak daha iyi görebiliriz. Google’ın 2006 yılındaki ilk 100 içerisindeki yeri 7.lik ve değeri 37,445 milyar dolar!!!

İlk 10 sıraya baktığımızda da bir önceki senenin ilk beş sırasının aynen yerinde kaldığını görüyoruz.
1. Google,
2. GE,
3. Microsoft
4. Coca-Cola
5. Chine Mobile

Bu sıralamaya baktığınızda sizi en şaşırtanın Chine Mobile olduğunu düşünüyorum. Gerek mobil operatörlerin günümüzdeki yükselişi, gerek teknoloji gereksinimlerimizin artışı ve de bunlarla birleşen Çin nüfusu, sanırım bu Chine Mobile’ın 5. Sıradaki yerini açıklıyor. Ayrıca Çin’in uluslar arası ticarette geldiği noktada burada önemli etken. İlk 100deki tek Çin markası da Chine Mobile değil. Bank of Chine, Chine Construction Bank ve ICBC de ilk 100 içerisinde yerini almış. Sanırım yavaş yavaş Çin malı adi maldır zihniyetinden de çıkmamız gerekiyor. Yıllardır izledikleri politikayla kaliteyi, marka yönetimini, pazarlamayı da ciddi anlamda öğrendiler. Şu an ilerledikleri nokta taklitçi üretimden Japonya’nın tahtına doğru bir serüven gibi gözüküyor. Çin’in dışında Asya’dan listeye girenler ise, Japon, Kore ve Hong-Kong markaları.

Listede ilk beşin ardından gelen markalar ise;

6. IBM
7. Apple
8. McDonald’s

9. Nokia

10. Marlboro

İlk 10 içerisinde önceki yıla göre marka değerinde azalma kaydeden tek marka Marlboro. Bunun karşılığını da listede 6.lıktan 10.luğa düşerek almış. Aynı şekilde bir önceki yıl 7. sırada yer alan Wall-Mart’ta -%6’lik bir düşüşle bu yıl 13.lüğe gerilemiş, Citi grupta bir önceki yılki 8.liğini -%10 düşüş ile kaybetmiş ve 15.liğe gerilemiş. Apple ve IBM ise değerini çok ciddi anlamda yükseltmişler. Applee %123’lük bir değer artışı ile 16.lıktan 7.liğe, IBM ise %65’lik bir değer artışıyla 9.luktan 6.lığa yükseltmeyi bilmişler. Toyoto da, bir önceki yıl yer aldığı 10. sırayı %5’lik değer artırışına rağmen 12.liğe bırakmış. Bunda, McDonalds’ın %49’luk, Nokia’nın %39’luk ve Vodafone’un %75’lik değer artışı rol oynuyor.

Listede en yüksek değer artışı gösteren markalar ise sırasıyla; BlackBerry(%390), Apple(%123), Amazon(%93), China Construction Bank(%82), Vodafone(%75). Blackberry’nin artışı gerçekten çarpıcı, değerini tam dört kat artırmış. Teknoloji şirketlerinin, özellikle de mobil teknolojisinin yükselişinin en iyi örneklemesi sanırım bu. Listenin geneline de baktığımızda 100 markanın 28’i mobil operatörlerinde içine katıldığı teknoloji sektöründen. Bu sektördeki markaların değerlerindeki artış, ilk 100’deki toplam değer artışının yarısından fazla. Yakın çağ bitti, internet çağı veya teknoloji çağı artık tamamen başladı sanırım.

Ayrıca bu sene listede ilk kez birde Rus markası yer alıyor: MTS. MTS’de bir mobil operatör markası. Gördüğümüz gibi Ruslarda da ciddi atılımlar var. Ayrıca MilwardBrown’un değerlendirmesine göre, Rusya MTS ile de kalmayacak. İleriki yıllarda yine Rusya’dan Lukoil(Akaryakıt), Beeline(GSM) ve Baltika(Bira) markaları da bu listeyi zorlayacaklar. Ayrıca Hindistan’dan ICICI(Banka), Brahma, Brezilya’dan da Petrobras(Akaryakıt) ve Bradesco(Banka) markaları da ilk 100’ü bu sene zorlayan ve ileriki yıllarda girmesi olası markalar olarak belirtilmiş.

Özellikle Rus, Hindistan, Brezilya markalarını gördükten sonra, herkes gibi bende neden bir Türk markası bu listeye giremiyor veya en azından zorlayamıyor diye hayıflanıyorum. Ancak bu konuda ümitliyim. Ülkemizin şartları ne olursa olsun -ekonomik durumu, olumsuz ülke algısı vb.- pazarlama ve marka yönetimi alanlarında da hızla geliştiğimizi düşünüyorum. Tekstil sektöründen bir markamızı bu listeye sokabiliriz: mesela MaviJeans. Nielsen’in Türkiye Markalar ligindeki durumuna rağmen Efes’te adaylarımdan birisi. Mobil operatörlerin bu yükselişi sonucu da, New York Borsasında işlem gören markamız Turkcell’in de bu başarıya aday olduğunu düşünüyorum. İleriki süreçlerde de Garanti Bankasının veya BonusCard’ı da ilk 100’ü zorlayacak potansiyel Türk markaları olarak düşünüyorum.

Son olarak araştırmanın kapsamından da bahsetmek gerekirse; bu çalışma Dünya genelinde 50.000 üstünde marka ile 1 milyon tüketiciden fazla kişiyle görüşülerek gerçekleştirilmiş. Dünya genelinde marka değeri çalışması yapan bir diğer lider kuruluşta Interbrand. Piyasalar tarafından sonuçlarına önem verilen Interbrand’ın da sonuçlarının incelenmesinde yarar var. Birbirine yakın çalışma stilleriyle sonuçları da kısmen benzerlikler taşıyor.

MilwardBrown’un ilk 100 listesinin tamamını görmek, değerlendirmelerini okumak, diğer çalışmalarına bakmak isterseniz www.milwardbrown.com/mboptimor , http://www.brandz.com/ ve http://www.ft.com/ sitelerini ziyaret edebilir, yaklaşık 30 sayfalık değerlendirme kitapcığını da bilgisayarınıza indirebilirsiniz. Interbrand çalışmalarını merak edenlerde, http://www.interbrand.com/ sitesini inceleyebilir.

2 Şubat 2008 Cumartesi

AÇ KALIN, BUDALA KALIN...

Burada pazarlama ile ilgili çeşitli yazılar yazıyorum bir yüksek lisans öğrencisi olarak. Benim ve benim gibi iş hayatına atılmak üzere olan kişiler için kariyer yönetimleri şu anda hayatlarımızın en önemli süreçlerinden birisi. Bu yolda alabileceğimiz her bilgi, her güdüleyici konuşma, her yol gösterici, bizlere mutlaka birşeyler katacaktır.

İşte Apple'ın CEO'su Steve JOBS'un bir üniversite mezuniyet töreninde yaptığı konuşma bir CEO'nun hayat hikayesini ve bu paralelde önemli yaşam ve kariyer sırları içeriyor. Bu konuşmayı izlediğimde gerçekten etkilendim. İki bölüm halindeki bu videoları lütfen izleyin.

Bu videoyu izlerken aklıma bir çok düşünce geldi. Örneğin bizlerinde mezuniyet törenlerinde sanatçı yerine ülkenin ve hatta belki dünyanın önemli başarılı insanlarının konuşmaları daha yararlı olmaz mı? Rektörlerimizin, öğretim üyelerimizin bizlere bu törenlerde aşılamaya çalıştıkları özgüveni, hırsı, piyasada başarılı birisinin yapması biraz daha etkili ve cesratelendirici olmaz mı? Ayrıca orada bulunan ailelerimizde bundan daha fazla onure olmazlar mı?

Yine bu videoda, üniversite mezunu olmamış veya olamamış birisinin üstün başarısı söz konusu. Bu örnekle çok karşılaşıyoruz. Bunun nedenlerini anlamada da biraz yardımcı oluyor Steve Jobs. Okulla alternatif maliyetleri arasında bir karşılaştırma ve bunun sonucunda bir seçimden bahsediyor. Sadece tek bir alanda uzmanlaşmak yerine, sevdiğiniz işle ilgili size faydası olabilecek alanlara kendi seçimlerinizle gitmenizin faydasını örnekliyor. Acaba şu seçmeli ders olayı daha da çoğaltılmalı mı? Tabi burda bizlerinde görüşü önemli; amacımızı kolay geçilebilecek ders seçimi yerine bize daha doğru katkılar yapacak ders olarak mı belirlemeliyiz?

Ve yine belkide en önemlisi işi severek yapmak, sevilen bu uğurda yılmamak ve inanmak. Ülke şartlarının da göz önünde bulundurulması daha gerçekci olacak ama sevgi odak noktası olduğunda herşeyin daha güzel olacağı da aşikar.

Olumsuzlukları güzelliklere çevirmekten de bahsetmiş Jobs. Olumsuzluklar içerisindeki güzellikleri görmek ve bunların aslında yenilikleri ve daha iyi başarıların yolunu açtığına inanmak gerekiyor. Kendi kariyerimizin bir kriz yönetimi belki de bu.

Steve Jobs bu muhteşem konuşmasını sonlarında çok güzel iki öğütle toparlıyor. Bunları kendinize göre değerlendirin!!!:

"Başkalarının düşüncesiyle hayatı yaşamayın"

"AÇ KALIN, BUDALA KALIN"...
1.KISIM


2.KISIM