8 Mart 1857 tarihinde ABD'deki bir fabrikada çıkan yangında çoğu kadın işçinin ölümü ile sonuçlanan facia ekseninde 1910 yılında Danimarka'nın Kopenhag kentindeki Uluslararası Sosyalist Kadınlar Konferansındaki bir teklifin kabulü ile 8 Mart, Dünya Kadınlar Günü olarak anılmaya başlanır. Haliyle 1960 yılında ABD'de de 8 Mart'ın Dünya Kadınlar Günü olarak anılmaya başlanması ardından daha da bir değer kazanan bu gün, 1977 yılında da Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından kabul edilir.
Günümüzün çok sayıdaki önemli günlerinin; Anneler Günü, Sevgililer Günü gibi parlayan yıldızları ardından hatırı sayılır değer göreni olan 8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nü hepimiz kadına şiddete hayır kampanyaları ile hatırlıyoruz. Artık gelenekselleşen dayak yemiş, işkence görmüş kadın resimleri ile karşımıza çıkan şiddet karşıtı kampanyalarda her yıl değişen yalnızca yüzler oluyor. Bu yılın en öne çıkan kampanyası olan "Uyumak İçin Ölümü Bekleme" de aynı tema üzerine konumlanmış.
Dünya'daki örnekleri de genellikle bu eksende. Özellikle başta ülkemiz olmak üzere, dünyada da kadına şiddet sorunu yıllardır çözüm bulunamayan fakat belki sıfırlanması mümkün olmasa da olabildiğince azaltılmak için duyarlı çevrelerce ısrarla üzerinde durulan bir konu. Dünya Kadınlar Günü'nün doğuş hikayesi de hakkını ararken şiddet gören ve ölüm ile sonuçlanan bir trajediye uzanıyor. Bunları düşündüğünüzde Dünya Kadınlar Gününün bu kampanyalar ile anılması doğal oluyor elbette. Ancak, kadınlara atfedilmiş bir günün, şiddet ekseninde ön plana çıkartılmasına itirazım var!