içinde gerçek yayınlarına başladı. İlk canlı programı "Şair Evlenmesi" adlı televizyon oyunu. TRT'nin kendi sitesinden ulaştığım bu bilgiler 1964 yılında kurulan TRT'nin bu kampanyada 40 yıl demesinin nedenini ortaya koyuyor. "40 yıl önce televizyon yayınları başladı." Bu yüzden de kendilerini en iyi ifade edebilecekleri promosyon kampanyası olarak televizyon promosyonu tercih edilmiş. Gelişen bu süreçte en son teknolojiye sahip televizyonlar da tüketiciye hediye edilecek...Bu Blogda Ara
28 Ocak 2008 Pazartesi
TRT'nin 40 Yılı...
içinde gerçek yayınlarına başladı. İlk canlı programı "Şair Evlenmesi" adlı televizyon oyunu. TRT'nin kendi sitesinden ulaştığım bu bilgiler 1964 yılında kurulan TRT'nin bu kampanyada 40 yıl demesinin nedenini ortaya koyuyor. "40 yıl önce televizyon yayınları başladı." Bu yüzden de kendilerini en iyi ifade edebilecekleri promosyon kampanyası olarak televizyon promosyonu tercih edilmiş. Gelişen bu süreçte en son teknolojiye sahip televizyonlar da tüketiciye hediye edilecek...22 Ocak 2008 Salı
ÇAY ve SARI RENK
çeşitlerini ayrıştırmak içinbelli ambalaj tasarımları kullanmaktaydı. Özellikle en çok satan ürünü RizeTurist, sarı ambalaj içerisindeydi. Alternatif markaların olmadığı bu uzun süreçte, çay çeşitleri ile özdeşleşen ürün tasarımları, halen çay sektörünün ambalaj tasarımlarını etkilemekte. Sizin de kabul edeceğiniz gibi bu gibi sektör dinamikleri genel olarak, Pazar lideri tarafından belirlenmekte.Takip eden markalar, algıyı daha kolay yönetebilmek adına, ürün tasarımlarında genel kabul görmüş renk ve çizimleri kullanmaktadır."
renkli bir ambalaj içerisinde olup,kendine özgü tat ve aroması ile diğer ürünlerden ayrışmayı başarabilmiş birüründür. Bu ürün sektörde standart renk kullanımının dışına çıkmış ilküründür. 2001 yılında gerçekleştirdiğimiz ilk marka lansmanımızdan ve markalaşma sürecimizin ardından, rakiplerimizin de ambalaj çalışmalarında siyah renk kullanmaya başladıklarını belirtmek isterim. Bunun da nedeni yine sektörde kabul görmüş ürün kalite ve ambalaj standartlarının diğer oyuncular tarafından da uygulanmaya başlanmasıdır."

27 Aralık 2007 Perşembe
Porsche
Porshe şimdide afiş reklamlarında kötü bir darbe vurmuş Ferrariye. Ferrarisini satan bilge adlı kitapta isminin kullanılmasından başta pek rahatsız olmamıştır sanırım Ferrari ama bu reklamı gördükten sonra düşüncesi ne olmuştur merak ediyorum...
26 Aralık 2007 Çarşamba
PAZARLAMADA ULUSALCILIK(MİLLİYETÇİLİK)
Ulusalcılık, günümüzün her alanında kendini göstermektedir. Siyasetin içerisinde, sporun içerisinde, iletişimde, tarihte, heryerde... Herhangi bir unsur önem kazanırda pazarlama bu olgudan uzak kalır mı? Elbette kalmaz. Tabii bu yalnızca pazarlamanın gündemi herzaman sıkı sıkıya takibinden değil, ulusalcılığın yapısından da kaynaklanmakta.
Ulusalcılığın tarihsel olarak ilk doğuşu insanların bir arada topluluk olarak millet-ulus niteliği kazanması ile 18. 19. yüz yıllarda gerçekleşmiştir. Bu dönemlerde yaşanan Amerikan ve Fransız devrimleri sahip oldukları eşitlik, özgürlük, halk egemenliği gibi olgularla ulusalcığın temelini oluşturmuşlardır. 18. yüzyıl sonları ile 19. yüzyıl başları arasındaki bu süreçte halk, ortak ideallerine, ortak dillerine, yaşadıkları topraklara, gelenek ve göreneklerine bağlanmışlardır. Bu bağlanmayla beraber her ulus kendine has semboller geliştirmiş ve bunları kendilerini ifade biçimi olarak kabullenmişlerdir. Bu sembollere işaretlere bağlanmakta bir kimlik yaratmıştır. İşte bu kimliğe yönelme halkı harekete geçirme gücüne sahiptir.(Yrd. Doç. Dr. Kemal YAKUT Kapitalizm, Sosyalizm ve Milliyetçiliğin Ortaya Çıkması syf.102) Pazarlamacılar için de işte işin bu kısmı öne çıkıyor: halkı harekete geçirme gücü!
Ulusalcılığın pazarlamada kullanımında ürününü direkt olarak ulusalcılık üstüne konumlandırma yanı sıra çoğunlukla kullanımı çeşitli dönemlerde bu duygudan yararlanma şeklinde oluyor. Ürünü ulusalcılık üstüne konumlandırmak gerçekten büyük bir yüreklilik ve cesaret işi. Aslında ulusalcılığın kullanımı direk bir bıçak sırtı durumu. Çünkü ulusalcılık akla değil duygulara hitap ediyor.
bunu zaten vurguluyor ve kabulleniyor. Ancak reklam kampanyalarında bu tutumdan yavaş yavaş çekildi. Çünkü milliyetçilik üstüne yapılan stratejiler belirttiğim gibi çok büyük riskler içeriyor. Peki nasıl uzaklaştı Cola Turca bu reklamlardan, öncelikle yurtta sulh cihanda sulh sloganı içeren bir milliyetçi reklam daha ama burda bir kafa tutuş yoktu, ortak amac söz konusuydu. Sonrasında ise artık oturmuş bir marka olmasının da gerekliliğiyle, rakiplerinin reklam kampanyalarına benzer reklamlarla piyada var olmaya başladılar. Serinletmeyi vurgulayan, her sofrada olması gerektiğini vurgulayan ve promosyonlarını anlatan reklamlar. Ancak Cola Turca halen milliyetçilik duygusuna sahip bir marka. Üreticisi Ülker'de bu çizgide zaman zaman yerini alıyor zaten. Milli takımlar ana sponsorlukları gibi.Milli takımlar ana sponsorluğu da demişken, ulusalcılığın(milliyetçiliğin) daha çok öne çıktığı durumlar nelerdir onlara bakalım:
2- Milli gün ve bayramlar
3- Uluslar arası Spor Organizasyonları
4- Uluslar arası Antlaşmalar ve alınan kararlar
5- Markanın Milli Marka kabulü
6- Olumlu ülke algısı
7- Yalnız ulusal pazarda faaliyet
4- Uluslararası Antlaşmalar ve Alınan Kararlar
Gittikçe sınırların kalktığı ve hızla küreselleşen dünyamızda uluslar arası antlaşma ve kararlarda etkili olmaktadır. Bir devletin başka bir ülkeye karşı aldığı bir karar tüketiciyi de direkt olarak etkilemekte ve satın alma kararlarını etkilemektedir. Ülkemizde de bu tür sorunlarla sık sık karşılaşmaktayız. Ermeni soykırımını kabul eden ülke ürünlerine karşı bir tepki, AB üyeliğimize destek vermeyen ülke ürünlerine karşı bir tepki sürekli gündeme gelen ve bildiğimiz konulardır. Bu işletmeler bu gibi durumlarda bu kimliklerinden biraz daha sıyrılıp, faaliyet gösterdiği ülkedeki yatırımlarını ve katkılarını ön plana sürerek, bu tepkilerden etkilenme oranlarını minimize etme çabalarına girmektedirler. Bu gibi durumlarda ülkeye verdikleri vergilerden sağladıkları istihdam olanaklarından ve sosyal sorumluluk kapsamında yaptıkları faaliyetlerden bahsederek faaliyet gösterdikleri ulusun menfaatlerini koruduklarını vurgulama çabasını içerisine girmekteler.
Ayrıca ülkenizi markanızda sürekli vurguluyorsanız, markanıza karşı oluşacak olan ilk algı ülkeye karşı var olan mevcut algı olacaktır. Ülkemizde Amerikan bayrağı veya sembolleri taşıyan ürünler bazı kesimler tarafından beğenilmekte ve kullanılmaktadır. Bu ülkemizdeki Amerika’ya karşı olumlu algıları olan tüketici grubunun davranışlarını gösterir. Hatta bu noktada Washington Portakalından bahsetmekte gerekir. Aslında Washingtonla hiç bir alakası olmayan portakallara bu ismin verilmesi bu algıdan kaynaklanıyor. Bu konuda maalesef ülkemiz dezavantajlıdır. Türkiye denildiğinde yabancıların aklına ilk gelen şeyler terör, kargaşa tarzı öğelerdir. Bu konuda çeşitli çalışmalar vardır. Global Market Insite (GMI) şirketi için Anholt National Brand Index'in yapmış olduğu son araştırma dünyada en olumsuz imaja sahip ülkeler sıralamasında İsrail’in ardından en kötü imaja sahip ülke olarak Türkiye gelmektedir. 36 ülke arasında gerçekleştirilen bu çalışmada çeşitli alanlarda ülkemiz 4-5 basamak üst sıralara çıkabilse de(yönetim ve turizm çekiciliği gibi konular) genel algıda sondan ikinci sıradadır. Bu durumda Türkiye ismini vurgulayarak yapılacak uluslar arası bir çalışma kısa dönemde çok başarılı olamayacaktır.
Merak edenler http://www.bturk.com.tr/ adresinden hem bu manifestoya hem de ürün dizaynlarına ulaşabilir. Ürünlerinde kullanılan tüm öğeler Türklerin zengin kültürlerini sembolize ediyor. Göktürklerden Mevlanaya, Laleden İstanbul temalarına bir çok Türklük sembolü kullanılıyor. Hedefleride hem ulusal hem de uluslararası başarı. Çok cesur bir girişim. Ülke algımızın olumsuzluğunda zor bir başarı yolu var. Ancak benimde isteğim başarı göstermeleri. Belki ülke algımıza olumlu katkıları bile olabilir. İsteğimizde bu yönde zaten.